Kayıtlar

Haziran, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Buhran Devirlerine Dönüş

          Buhranların üst üste geldiği bir döneme denk gelmiş olmak talihsizliğini tadan tarihteki birkaç nesilden birisiyiz zannediyorum. Stefan Zweig’ın Dünün Dünyası kitabını okurken şu dikkatimi çekmişti, yaşanan toplumsal bunalımlar bireylerin ruhları üzerinde ciddi bir  çalkantıya sebep oluyor. Böyle dönemlerde insan kendini sıkışmış, nefessiz kalmış gibi hissediyor. Böyle hissettiren en temel şey güven hissinin zedelenmesi kuşkusuz. Devlete, adalete ve bir takım temel kurumlara duyulan güvenin sarsılması insanın altından zemini çekmek gibi bir duruma yol açıyor adeta. Yaşanan ekonomik ve siyasi krizlerden dolayı bunalan insan, bir de duracağı sağlam bir zemin bulamazsa yaşamdan ümidini kesiyor. İlginç bir şekilde, hakkında hiçbir bilgiye sahip olunamayan, insanoğlu için tam bir muamma olan ölümü kendine daha yakın ve güvenli bir liman olarak görmeye başlıyor.            İkinci bir yol daha var aslında...

Bir Tatlı Huzur

Şiirlere, edebi eserlere ilham olabilecek derecede hayranlık uyandıran kaç şehir vardır bilmiyorum, ancak bunların başında İstanbul gelir diyebilirim. Bu şehir için yazılan şiirleri okuyarak, dinleyerek büyüdüm. Okuduğumuz bu metinlere konu olan İstanbul kendisi bir şiirdir adeta, bu şehri olduğu gibi anlatmak yeterdi bir eser ortaya koymak isteyenler için. Nicelerini kendine âşık eden bu kadim kentle ilgili en çok kalem oynatan şairimiz kuşkusuz Yahya Kemal’dir. Yahya Kemal’in  “Ankara’nın İstanbul’a dönüşlerini severim.”  deyişi onun İstanbul sevdasını anlamamız için yeterli olsa da,   “ Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!   Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.   Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!   Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.”     ifadeleriyle ile bu şehir Yahya Kemal’in şehri kanaati pekişir bizde. Necip Fazıl’ın;   “Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; Onu İstanbul diye topra...