İNSANLIK ÖLDÜ MÜ?



“Diri diri toprağa gömülen kıza, hangi günahtan dolayı öldürüldüğü sorulduğu zaman!”
                                                                                                                                  Tekvir suresi / 8 – 9

     Schindler'in Listesi’nde dikkatimizi çeken kırmızı paltolu kız filmde en dikkat çekici imgelerden birisiydi. Onu bir kez Nazi askerlerinden kaçıp yatağın altına saklanırken, bir de filmin sonlarına doğru yakılmaya götürülen cesetler arasında görüyoruz. Siyah - beyaz olan filmi renklendiren tek şey bu küçük kızın masumiyetidir adeta.  Aslında film tarihin her diliminde örneği görülebilecek bir vakayı dile getiriyordu. Zira geriye doğru dönüp baktığımızda birçok olayda en büyük mazlum ve mağdurun hep çocuklar olduğunu görüyoruz. İnsanlar kirlendikçe temiz kalabilen tek nesne olan çocukluktan ve çocuklardan intikam almıştır adeta. Yaratılış gayemizden ne kadar uzaklaştığımızı yüzümüze çarpan çocuklar adeta insanlığın vicdanıdır. Her defasında bizi yüksek insani değerlere davet eden yine o vicdanın sesi oluyor. Yine öyle olmadı mı? Aylan bebek filmdeki küçük kız gibi,  kırmızılar içerisinde sahile vurmuş cesedi ile bizleri o derin uykumuzdan uyandırmadı mı?  Böyle hazin tablolar yukarıda değindiğimiz gibi sanat eserlerine de yansımıştır birçok kere. Bunlardan birisi de Azeri sanatçı Gündüz Agayev’in resimleri hiç kuşkusuz.  Sanatçı eski ve yeni,  içimizi acıtan birçok kareye “Ya öyle olmasaydı da böyle olsaydı?” diyerek bakıyor.  Bize insanlığımızı sorgulatıyor. Ve aslında sessiz kalarak, göz yumarak suç ortağı olduğumuzu yüzümüze çarpıyor enfes bir şekilde.  Bir karede Aylan bebek var. Yine sahilde, üzerinde aynı giysiler var. Ancak bu kez kumdan sıcak bir yuva yapmaya çalışıyor kendisine ve ailesine. Bir başka resimde ise Vietnam savaşında çekilmiş o meşhur poz var. Çocuklar bir yolda koşuyorlar, ancak bu kez bombalardan kaçmıyorlar, ellerinde balonlar var yüzlerinde tebessüm. Üzerlerinde güzel kıyafetleriyle birlikte. Diğer bir resimde çocuk gelinler var, ancak bu kez yanlarında kocaman adamlar yok. Bu resimler, filmdeki küçük kız bize yazının başında verdiğimiz ayeti hatırlatıyor. Bu ayette Kuran’ın ilk muhataplarında o dönem görülen bir cinayet türü tasvir ediliyor. Olay tüm dehşetiyle resmedilmiş adeta.. Cahiliye dönemi olarak adlandırılan İslamiyet öncesinde, belli yörelerde ve toplumun belli kesimlerinde dünyaya gelen kız çocukları büyük çoğunluğu itibariyle diri diri toprağa gömülürdü. Bu vahşice âdeti, kimileri tuhaf bir cahiliye gayretiyle, kimileri geçim sıkıntısı sevkiyle, kimileri de servet ve sâmânlarının, kızları vasıtasıyla başkalarının eline geçeceği endişesi ve kabile hırsıyla yapıyorlardı. Hatta bir keresinde daha önce işlenen böyle bir cinayet yanında anlatınca Peygamberimiz gözyaşlarına boğuluyordu. Peki, bu ayet sadece cahiliye devri Araplarına mı sesleniyor. Aslında hepimize sesleniyor. Her vicdan sahibi bu soruya muhatap olduğunu hissediyor elbette. Ama kendimiz sustuğumuz gibi vicdanımızı da susturmaya çalışıyorsak elbette duyamıyoruz.
    Bugün dünyanın birçok bölgesinde savaş var, kargaşa var, kaos var. En büyük kurban tabii ki yine çocuklar oluyor. Afrika’da açlık ve susuzlukla mücadele eden, örgütlerin eline esir düşen, ülkesinde savaş olduğu için vatanından çok uzaklarda yaşama mücadelesi veren ve bazen daha yoldayken hayatını kaybeden, ekonomik imkânsızlıklarla daha küçücük yaşında yüzleşmek zorunda kalan, ait olduğu topluluk veya inanç nedeniyle şiddet ve işkence gören çocukları her gün okuyoruz, izliyoruz, görüyoruz.  Üstelik tüm bunları anlayamayacak yaşta olmalarına rağmen en büyük bedelleri ödeyenler de yine onlar oluyor. Bunun dışında aile içi şiddete maruz kalan, küçük yaşta evlendirilen, eğitim hakkından mahrum edilen, zorla çalıştırılan çocukları da düşündüğümüzde durum daha da ciddileşiyor. Peki, ne istiyoruz onlardan?  Bir insan bunları nasıl yapar?  Nasıl kıyar o masumlara?  Bunların cevabını hep birlikte düşünelim.
 Son söz Mehmet Akif’in. Ruhu şad olsun.
“Baksana kim boynu bükük ağlayan?
Hakk-ı hayâtın senin ey müslüman!
Kurtar o bîçâreyi Allah İçin,
Artık ölüm uykularından uyan!
Dehşet-i maziyi getir yâdına;
Kimse yetişmez yarın imdadına.
Merhametin yok diyelim nefsine;
Merhamet etmez misin evlâdına ?”


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KRAL AGAMEMNON VE ÇANAKKALE

Geç Kalmış Bir Pandemi Yazısı