YENİDEN DOĞUŞ
"Geceyi seyrede seyrede öğrendim ki ışık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor."
Şükrü Erbaş
Soğuk
bir mart akşamında, Ramazan ayının ilk orucunun verdiği o tatlı mahmurlukla,
iftara yetişme telaşındaki insanları yara yara eve gidiyorum. Hava berrak ve
açık, hafif esen rüzgâr ile yüzüme vuran tatlı serinlik, allak bullak olan
zihnimin yansıdığı yüz ifademi bir nebze de olsa değiştirmeyi başarıyor.
Üzerimde hem kendi hayatım adına, hem de ülkem adına bir devrin kapanıyor oluşunun
verdiği yorgunluk ve yıpranmışlık var. Aynı zamanda bir bilinmeze adım atmanın
telaşı ve korkusu da benliğimi alabildiğine kaplamış durumda. Geldiğim noktada
mesleki anlamda iştiyakını yitirmiş, enerjisini tüketmiş, ideallerinden
uzaklaşmış bir canlı cenaze hüviyetinde olduğumu fark ediyorum. Bu durum bir
doğumun habercisi. Bir kabuk değişiminin.
İnsan kaç kere doğar bu hayatta. Doğum
sadece anne karnından dünyaya gelme safhamızın adı değildir elbette. Tüm
ruhuyla sancısını çektiği her kabz hali bir doğumdur adeta. Ruh daralır,
bunalır, kabına sığamaz hale gelir. İçten dışa bir dönüşüm gerçekleşir. Ve yeni
bir dönem başlar. Keşiş Yengeçleri misali zamanla kendine küçük gelen kabuğu
atıp, yeni ve daha büyük bir kabuğa geçiş yapar insan. Hayatımız sayısız
doğumlarla doludur. Her doğumda da benzer ruh hali kaplar bizi alabildiğine.
Anne karnı konforludur. Sıcaklık sabit, beslenmek için efor gerekmez. Lakin
daha doğarken çilesi başlar insanoğlunun. Sıkışır, ıztırap çeker. Sonucunda
dünya ile tanışır. Her dönüşümde biraz daha zorlar bizi hayat, bundan daha iyi
geliştiren bir durumda yoktur. Bizi bize bıraksalar kapasitesinin çok altında
çalışan fabrika misali zamanla körelir, kendi konfor alanımızı terk etmeden
çürür gideriz. Yaratıcının insan için oluşturduğu bu düzen, insanı gelişmeye
zorlar periyodik olarak. Ta ki cennete ehil hale gelene dek sürer gider bu
devinim.
İnsan dönüşen, uyumlanan, kabuğunu kıran
bir varlık. Bu ona bahşedilmiş büyük bir lütuf. Bu dönüşümün anahtarı da yine
insanın kendinde. İçine dönen, kendini tanıyan ve benliğini yeniden inşa
edenler dönüşümün kahramanlarıdır. Şairin dediği gibi; “Dermân arardım derdime
derdim bana dermân imiş, Bürhan sorardım aslıma, aslım bana bürhan imiş”
24.MART.2023
Yorumlar
Yorum Gönder