HALETİ RUHİYE - 2

     Gün ışığı yavaş yavaş yükseliyor karşıdaki tepenin ardından. Hava soğuk. Sokaklar boş. Yağmur küçük damlalar halinde ve alabildiğine nazlı düşüyor yere bir Cumartesi sabahında. Elinden gelse havada asılı kalacak sanki. Bir kasvet var havada. İçimdeki mi dışarı vuruyor, dışardaki mi beni içine çekiyor bilemiyorum. Nedir bendeki bu hal. Sığamıyorum kabıma, ruhum bedenimden taşmaya çalışıyor adeta. Ruhum bedenimde hapis. Kurtulmak istercesine çırpınıyor. 

    Yola çıkıyorum. Yüzleri asık ve yetişme telaşındaki insanları görüyorum. Nereye yetişmeye çalışıyor bu mutsuz insanlar. Mutluluğu bulmanın telaşında olabilirler mi? İnsan mutluluğu ararken asık suratlı olmaz lakin. Güzeli arayan neden üzülsün? O halde neden böyleler o insanlar. Ne aradıklarını bilmiyorlar belki de. Sebebini bilmiyorlar, benim gibi, kendilerindeki bu halin. İnsan bir muamma, ne soğuğu sever, ne sıcağı. İllaki ılık olacak. Çok çalışsa sıkılır, çok dinlense sıkılır. Neyi arıyor peki insanoğlu? Çözmesi kolay değil bu problemi. Belki de yaşamın mesajı bu sorunun cevabındadır. Kim bilir. En büyük sorun insanın kendisidir aynı zamanda. Tanımaz insan kendini. Kendine yabancı olan etrafındakileri tanıyabilir mi? Zor, imkansız hatta. Birbirinin kurdu olan insanlar birbirini yemeği maharet sayıyorlar. Yıkmak, çalmak, işgal etmek normal görülür olmuş. Kendine yabancı, ruhuna yabancı bir güruh. Kendi sonunu kendi getirecek farkında değil. Kendini arayanların ruhu kurtulmak istiyor bu bataktan. Hissettiğim kasvetin sebebi bu belki de. Kendini arayanlar birbirini tanır. Dostlardır onlar. Sözleri tanıdıktır, simaları bilindik. Birbirlerinin ruhlarını besler, yol arkadaşı olurlar. Lakin kendini arayanın çilesi dostu bulunca da bitmez. Dosttan ayrı kalmak da bir başka çile olur ona bu defa. Her koşulda pişer kendini arayan, olgunlaşır, düşer, kalkar lakin inşa etmekten vazgeçmez. Kendini inşa etmeye devam eder. Eseri bitirdiği gün ise gerçek sahibine teslim eder. Ne mutlu kendini arayabilenlere, ne mutlu kendini inşa eden dostu olanlara. 

                                                                                                                            18.MART.2023

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KRAL AGAMEMNON VE ÇANAKKALE

Geç Kalmış Bir Pandemi Yazısı

İNSANLIK ÖLDÜ MÜ?